PolitikYol Röportajı: Siyasetsizlik iktidar ve muhalefeti tehdit ediyor

Ayhan Bilgen, Kars Belediye Başkanı idi. Belediyeye kayyum atanınca gözaltına alındı. Gözaltında iken, “Türkiye’de demokrasicilik oynama yaşını geçtiğini” söyleyerek belediye başkanlığından istifa etti. Tutuklandı. Geçtiğimiz günlerde tahliye edildi. Kendisini 1990’ların sonundan bu yana tanıyorum. Mazlumder Genel Başkanı olduğu günlerde yaşadıklarını yakından izlem imkanı da buldum. Ankara Kızılay’daki son çay içimizden sonra Silivri’de koridorda karşılaşıp selamlaşmıştık. Tahliye oldu ve söyleşi yaptık. 

 

Kendisi ile ilgili yapılan yorumlara ise “Benim için siyaset bir toplumsal mücadele sorumluluğudur. Kişisel kariyer derdi ile hareket etmeyi halka ve değerler dünyasına ihanet olarak görüyorum.” dedi.

 

Kayyumla başlayacağım. Neden belediyeye kayyum atandı?

 

Kayyum politikası artık bir rutine dönüştü. Benimle ilgili yasal gerekçe tutuklanmış olmam. Tutuklu yargılandığım için açığa alındım. Kayyum politikası bir çözümsüzlüğün sonucu. Kayyum politikasının, bir süre sonra siyaseti, seçimi anlamsızlaştırma riski taşıyan bir uygulama. Siyasetçiyi cezalandırma tavrının seçmeni cezalandırma noktasına dayanması, toplumsal kopuşu derinleştirme işlevi görmesi kaçınılmaz.

 

Ama iktidar bunu iradi olarak tercih ediyor, ne dersiniz?

 

Kayyum politikası güvenlik politikaları konsepti içinde ele alınıyor. Güvenlik alanı ise tartışması en zor alandır. Ne kadar ve hangi boyutları ile güvenlik alanı olarak görmek gerekir ya da hangi noktada küçük siyasi hesaplar belirleyici hale gelir? Siyasi tartışmaların ötesinde yasal prosedür bile farklı bir çerçeve içerir. OHAL dönemi uygulaması kalıcı hâle gelmiştir.

 

TUTUKLULUK İSTİSNA DEĞİL

 

Kayyum atanmasından sonra da hemen tutuklandınız… 

 

Tutukluluk, Adalet Bakanı’nın da sıkça şikayet ettiği gibi istisna olmaktan çıkmış durumda. Yeni yargı paketinde katalog suçlar ve tutuklama delilleri konusunda iyileştirme yapma ihtiyacı da sorunun herkes tarafından kabul edildiğini gösteriyor. Ben suçun vasfı farklı ele alınsa da, 6-8 Ekim olayları dolayısıyla ikinci kez tutuklama yaşadım.

 

Gözaltında iken “bu demokrasi oyunu” sona ersin açıklamasında bulundunuz. Ne demek istediniz açar mısınız?

 

Demokrasi, kurum ve kuralları ile hem yönetenler hem yurttaşlar açısından bağlayıcı bir çerçeve taşır. Demokrasi, eski Yunan’dan beri bir ahlaki politik toplum paradigmasına dayandırılır. Halkı kandırma becerisine dönüşmüş bir siyaset tarzı ne iktidar ne muhalefete kazandırır. Romantik, sembolik, şekli demokrasiden sahici, samimi demokrasiye geçmek siyasetçinin topluma borcudur. Bunun koşulları yoksa çıplak gerçeği siyasetin asıl öznesi olan toplumla paylaşmak siyasetçinin ahlaki sorumluluğudur.

 

 

DEMOKRASİ SADECE TEMSİL DEĞİLDİR

 

Bunun biraz açar mısınız? Şu anda HDP de dahil tüm siyasal partiler bir oyunun parçası mı ya da nedir?

 

Bilgiye ulaşma ve iletişim imkanlarının değişimi karar alma süreçlerine katılım imkanlarını da geliştirmişken hala demokrasiyi temsil mekanizmasından ibaret görmek kabul edilebilir bir durum değildir. Toplum ifadesinin hiç bir baskı altında tutulmadan sürekli ve etkin katılımı artık kaliteli demokrasi standartları olarak görülmektedir. Partiler kendilerine biçilen rol ne olursa olsun toplumsal işlevleri ile meşruiyet elde eder. Siyasetin görevi toplum adına karar vermek değil toplumun karar süreçlerine katılımını kolaylaştırıcı rol üslenmektir.

 

DEĞİŞİME KENDİMİZDEN BAŞLAMALIYIZ

 

Geçmişte de HDP’ye içerden eleştirileriniz vardı. Neydi bunlar?

 

Siyasette bir tıkanma varsa yurtsever duyarlılık önce kendimizden yakınımızdan başlayan bir tartışma yapmayı gerektirir. Karşımızdakini eleştirmek kolay olandır. Değiştirmeye talip olan değişmekten kaçamaz. Siyasette tıkanmayı herkes görüyor ama düğümü çözmeyi herkes birbirinden bekliyor. Oysa kim öncülük ederse o geleceği planlar.

 

Siz “HDP tersine Türkiyelileşme yaşıyor” demiştiniz ne demekti bu?

 

Türkiyelileşmeden murat Türkiye toplumu ile iletişim ve empati ile ortak sorun alanlarında buluşabilmektir. Yoksa Türkiye siyasetindeki yaygın yozlaşma ve çürümeye zemin oluşturmak değildir. Türkiye partisi olmak bölge ve tek bir kimliğe indirgenmiş siyaseti aşabilecek toplumsal güveni inşa etmeyi gerektirir. Türkiye toplumunun siyasete yönelik güven bunalımının temellerini 

oluşturan siyaseti kişisel kariyer kapısına çevirme hastalığı tüm partiler için temel tehdittir.

 

Siz kendinizi bu açıdan öncü olarak görüyor musunuz?

 

Ben kişilerin öncülüğünden çok toplumun liderliğinden kalıcı kazanımlar doğacağını düşünüyorum. Her partinin tabanında sessiz çoğunluğun önde gözüken isimlerden daha geniş vizyona sahip olduğu kanaatindeyim. Siyasi partiler yataylıktan uzak piramit örgütlenmesine yöneldiği için piramitlerin tabanları birbirine değerken yukarı çıktıkça tepeleri birbirinden uzaklaşıyor. Bu sorun muhalefet partilerinin genel başkanlarının genişleme çabalarına rağmen aşılması zor bir alışkanlıktır.

 

KIRILMA 2015’TE OLDU

 

Siyasi iktidar ve ortağı 2015 seçimleri öncesinden “Kürt sorunu yok” siyasetinde anlaşmış gibiler. O günden bu güne siyasi iktidar ve ortağının HDP’ye bakışında bir değişim var mı?

 

2015 öncesi süreç sağlıklı değerlendirmeden sonrasına dair durum tespiti de eksik kalır. Ülke çıkarı ile siyasi kazançların kırılma noktası 2015 Haziran seçimleridir.

 

Nasıl?

 

2015 seçimleri, barış eksenli tartışma ve arayışların kime ne kadar oy kazandırdığı ekseninde sorgulanmıştır. Siyasette kimseye oy hesabı yapma diyemezsiniz. Siyasetçi kaybedeceğini düşündüğü konseptte ısrar edemez. En azından ülke kazanımlarının kalıcı olması için fedakarlık yapılacaksa bu risk paylaşılmalıdır. Milliyetçi gündemle seçime giderken nasıl herkes milliyetçilik yarışına girse de o süreçte en kazançlı çıkan milliyetçi partiler oluyorsa barış söylemi de böyledir.

Elbette siyasetçi partisinin de kazançlı çıkmasını ister ama yöntem sorunundan ya da taraflardan kaynaklı başarısızlık ile zorunlu ihtiyaçları birbirinden ayırmak gerekir. Anayasa yazım ve çözüm sürecinden kaygılı olanlar yeni dönemi şekillendirdi. 15 Temmuz süreci de bunu pekiştirdi.

 

Cumhur İttifakı’nda bir gerilim olduğu ifade ediliyor. Ve Erdoğan’ın HDP ya da diğer Kürt partilileri ile işbirliği yapabileceği söyleniyor. Sizce bu mümkün mü?

 

Başkanlık sisteminin Türkiye için önemine inanan uluslararası çevreler aynı zamanda bu modeli Kürt sorununun çözümü için de kolaylaştırıcı görüyorlardı. Biden başkan yardımcısı olarak yaptığı ziyarette bu tezi muhatapları ile açık paylaştı.

Türkiye ise başkanlığı merkezileşme hamlesi olarak kurguladığı için önümüzdeki dönemde iç Kürtler sorunundan çok dış Kürtler, özellikle Suriye süreci iç siyaseti de etkileyebilir. Tabi yine ülke yararı ile siyasi hesapları birbirine karıştırma ihtimalimiz çok yüksek.

 

KENETLENME VE İÇE KAPANMA

 

HDP’li siyasileri, parti yöneticileri ve partililer uzun süredir tutuklu ama HDP siyaset yapmaya devam ediyor. Bu tutuklamalar amacına ulaşamamış görünüyor. Sizin değerlendirmeniz nedir?

 

Baskı politikası bir yandan kenetlenmeyi getirirken diğer yandan içe kapanma noktasına iter. HDP’ye yönelik strateji marjinalize etme üzerine kurulmuş gözüküyor. Bu handikaplı bir durum. Gerilim siyaseti kime kazandır ayrı bir tartışma konusu ama ülkeye kaybettirme ihtimali son derece yüksek. Siyasette kararlı ve direngen tavır değerlidir ama yeterli değildir.

 

HDP’nin seçimde siyasi pozisyonu ne olmalıdır?

 

Siyasetin alanı gittikçe daralıyor. Siyasetsizlik sorunu iktidar ve muhalefeti birlikte tehdit ediyor.

İttifak hesapları seçim planlaması olmanın ötesinde günlük tutumları belirlemeye başlarsa kimse kendisi olamaz. Kendisi olamayan hiç bir parti toplumsal siyaset alanını genişletemez.

 

BEN YAPILMASI GEREKENLERLE İLGİLİYİM

 

Bütün bu süreçte HDP hiç mi hata yapmadı. Ya da neyi nasıl yapmalı?

 

Benim HDP ile ilgili tartışma gündemimde yapılanlardan çok yapılması gerektiği halde yapılamayanlar var. Demokratik siyaset alanını genişletecek hamleler, açılımlar. Siyaseti ezber ve alışkanlıklarla yapmak öğrenmeyi yenilenmeyi engeller. Siyaset ve toplum dinamik alanlardır.

 

HDP’de siyaset yapmaya devam edecek misiniz?

 

Benim için siyaset bir toplumsal mücadele sorumluluğudur. Kişisel kariyer derdi ile hareket etmeyi halka ve değerler dünyasına ihanet olarak görüyorum. Hakikat ve adalet arayışı çağlar aşan motivasyon dinamiğidir. Siyasetin asıl öznesi siyasetçi ya da partiler den çok toplumdur. Toplum olmalıdır. Ben ne olacağım sorusu değil, HDP ne yapma ihtiyacı hissediyor sorusu belirleyici olacak. Siyaset ihtiyacı görme ona uygun arayışa girme sürecidir. Nerede olursam olayım bu arayışın öğreticiliğini önemseyen bir siyaseti öncelikli göreceğim.

* Bu röportaj 23 Haziran 2021 tarihinde yayınlanmıştır.

YAZILARIM

SÖYLEŞİLER

GALERİ

VİDEO

|