Siyaset ve halk

Siyaset halk için, halk içinde ve halkla birlikte yapılır. Türkiye siyasetinin  temel sorunlara çözüm üretememesinin en önemli nedeni burada yatmaktadır. Türkiye’de siyaset ne halk için, ne halk içinde, ne de halkla birlikte yapılmaktadır. Halka sadece pasif destek rolü biçilen bir sürecin halkın taleplerine cevap vermesi beklenemez. Vazgeçilmezi, son karar vericisi halk olmayan bir mücadele zemininde sorumluluk da yetki de liderlerdedir.

 

Başarısızlığı halkı suçlayarak açıklamayı tercih eden siyasetçiler dahil bir çok lider aynaya bakmaktan uzak durur, ta ki kendini dev, etrafındaki herkesi cüce gösteren aynalara kavuşuncaya kadar.

 

Toplumun beklenti ve önceliklerinden habersiz siyaset dili geliştirenler bu oyunun kaybedeni olurlar. Halkın desteğini seçim vesilesi ile almayı başaranlarsa başarılı sayılırlar. Sonuç itibarı ile ne kazananın ne kaybedenin halka söyleyeceği çok şey olmaz bir sonraki seçime kadar.

 

Hayatın gerçeklerinden kopuk siyasi kadroların halkı örgütlemesi mümkün olmadığı gibi halkın kendilerine güven duyması da söz konusu değildir. Bir taraftan politik tutum sahibi olan çevrelerin diğer yandan siyasi girişimlere mesafeli durmayı tercih etmesi, üzerinde düşünülmeye değer bir durumdur.

 

Toplumsal mücadelenin parlamenter hesaplara endekslenmesi siyasetin profesyonelleşme ve yozlaşma kanallarını genişletmektedir. Bu zeminde iktidar olmakla muhalefet olmak arasında sadece başarı ve güç farkı vardır. Değer yargısı, siyasi ahlak, ilke değildir ikisi arasındaki sınırı belirleyen.

 

Elindekini koruma refleksi iktidarı tükettiği gibi muhalefeti de eritmektedir. Riski göze almayan, etrafındaki herkese kulağı geçebilecek boynuz gözü ile bakan liderlik mekanizması  siyasetin önünü tıkamaktadır. Bu handikap elbette kişilerden ibaret değildir. Birbirini besleyen bir ilişki ve taraflardan söz etmeliyiz.

 

Herkesin halinden memnun gözüktüğü ve siyaseti pozisyon mücadelesine indirgediği bir ülkede her şeyi yeniden düşünmek her türlü ilişkiyi yeniden şekillendirmek gerekir.

 

Aksi taktirde yıkılan umutların altında kalanların bağırmalarının da bir süre sonra anlamı kalmayacaktır.

 

Evrensel Gazetesi / 11 Kasım 2011

Resim / Raffaello Sanzio, Atina Okulu 

YAZILARIM

SÖYLEŞİLER

GALERİ

VİDEO

|